Eğitime Dair En Önemli Soru Sizce Nedir
'24.01.2013'
haber detay

 

Eğitime Dair En Önemli Soru Sizce Nedir?
Okurlarımız eğitimi sorguluyor. Yanıtsız kalan sorular ve sorunlarla son dönemde eğitim sistemini tartışıyoruz.Siz sorun burada yayınlayarak yanıt arayalım. aguclu@milliyet.com.tr , editor@abbasguclu.com.tr iletişim adresimiz.
 
 
''Sayın Ömer Dinçer’e yöneltilebilecek eleştiri sayısı oldukça fazla. Ne yazık ki bu eleştirilerin çoğunun haklı temelleri olduğu inancı eğitim camiasında yaygın bir kanat.
 
Bu yazımda Ömer Dinçer döneminde gündeme gelen üç hususu, üç sual üzerinden ele alacağım. Bunları;
 
a)      Öğretmeni “öteki” sayarak ne kadar başarılı olunabilir?
 
b)      Ortaöğretimde yeniden yapılanma gerekli mi? Eğer gerekli ise yapılması gerekenler nelerdir?
 
c)      Yönetici atama mevzuatı ile ilgili olarak dile getirilenler doğru mudur? Eğer doğru ise gerçekte yeni düzenlemeler ile yapılmak istenilen nedir?
 
 
 
 
 
Öğretmeni “öteki” saymak
 
Sayın Bakanımızın söylem ve eylemlerinden anlaşıldığı kadarıyla (bürokrat ve danışmanlarının katkısı da unutulmamalı) mevcut yapıdaki en önemli sorunlardan biri öğretmen. Zira öğretmen kendini geliştirmiyor, çalışmayı sevmiyor, üretmiyor dahası yeterince idealist değil.
 
Peki, gerçekte durum böyle mi?
 
Kesinlikle hayır. Çok sayıda öğretmenimiz özveriyle çalışmakta. Üstelik de daha çok siyasilerin neden olduğu olumsuzluklara rağmen (Bu onlarca yıldır böyle, özellikle de son yıllarda).
 
Sen doğru dürüst bir kariyer sistemini uygulamaya koyama. İşini bilen öğretmen yerine iş bilen öğretmeni öne çıkaracak önlemleri alma. Okullarda kırtasiyecilik ve formaliteleri artırabildiği kadar artır. Yeterli ödenek gönderme. Uygulamalarında; adalet, liyakat ve açıklık gibi değerleri ıskala.
 
Sonra kalk öğretmeni suçla.
 
Öğretmenler ile arasına devasa duvarlar ören bir anlayış düşünün. Böylesi bir anlayışın öğretmenler ile yol arkadaşı olara büyük başarılara imza atması mümkün mü? Değil elbette.
 
 
 
 
 
Ortaöğretimde yeniden yapılanma gerekli mi?
 
Kesinlikle gerekli. Ama nasıl? Bir defa şimdi yapıldığı gibi olmaması gerektiği açık. Çoğu kez olduğu gibi izlenen yöntem sıkıntılı.Vay efendim, proje olgunlaşmadan kamuoyu bilgi sahibi olmamalıymış.Tam Ömer Dinçer tarzı bir iş.
 
Toplumun neredeyse tamamını ilgilendiren son derece önemli bir düzenleme kapalı devre birkaç toplantı ile mi yapılır? Nerede paydaşların görüşü? Pilot uygulama diye bir kavramdan haberiniz var mı?
 
Tür çok fazla bu doğru.
 
Peki türleri azaltacağım derken bir kalemde hemen her lise türünü kaldırmak ne kadar doğru?
 
Devletin ülke genelinde hiç olmazsa 150 – 200 kadar lise ile beyin diye tanımlanan öğrencilere imkan sağlamasının önemi iyi düşünüldü mü?
 
Yoksa evet yoksa…Tüm bunlar, 2023’te en az % 10 özel lise vizyonu bağlamında belli grupların açacağı okullara zemin hazırlamak için mi?
 
Bir ihtimal daha  var. 28 Şubat sürecinde haksızlığa uğradığı düşünülen İHL (büyük ölçüde doğru) için aşırı duygusallık mı var. Öyle ya, o gün birileri yanlış yapmışsa, bugün başka okullar üzerinden yine toplum cezalandırılmamalı.
 
 
 
Bir başka bakış açısına göre sınav ve dershaneler kalkmalı tutkusunun ürünü de olabilir yaşananlar.
 
Buradaki kaygı anlaşılabilir olsa da teşhis ve tedavi yöntemi yanlış. Dünyanın gelişmiş ülkeleri bu işleri nasıl çözmüş iyi incelenmeli. Altyapı, eğitim alanında olgunlaşmış bir doku, sınavlar için makul çözümler vs.
 
Gidiş merdiven altı (?) derslere mi?
 
Yoksa yurt dershaneler dönemine gidiyoruz?
 
 
 
 
 
Yönetici atama mevuatı değişmeli mi?
 
 
 
Türkiye çok çekti adalet, liyakat ve elbette samimiyet kavramlarını ciddiye almayan politikacılardan. En çok da öğretmen ve elbette öğrencilerimiz yara aldı.
 
1999’da, belki de zorunluluktan (koalisyon şartları) okul yöneticileri için sınav temelli atama sistemi getirildi. Eksikleri olsa da özünde yeni ve doğru bir yaklaşım vardı. Sonra bir gün Sayın Hüseyin Çelik geldi alt üst etti sistemi. Mahkeme kararları, tepkiler derken mevcut yapı oluştu.
 
Ve şimdi…
 
İl milli eğitim müdürü veya vali atayacakmış müdürleri. Gerinin de gerisine götürecektir bu adım bizi. Taktir puanını bile aratır bu bakış açısı.
 
Adalet duygusunun ciddi yara aldığı bir ortamda okullar nasıl verimli olacaktır?
 
Farklı yöntem mi?
 
Evet, aranabilir. Ama önce yöntem. Maalesef burada yöntem eksikliği çok net ortada. Kapalı devre işler çözüm getirmez.
 
76. madde yöntemiyle atanan ilçe milli eğitim müdürleri hangi yollardan geçti çoğumuz biliyoruz.
 
            Belli bir sendika yada zeminden değilseniz yol kat etme şansınız var mı? Yok.
 
            Bir öneri
 
            Bakınız sınav önemli.Zira o birikime vurgu yapar.
 
            Koyun yanına lisansüstü eğitimi.
 
            Bir ölçüde de kıdem vb.
 
            Bunlar uygulanan sistemde var.Biraz iyileştirme ile yol alınabilir.
 
            Haa…Bir adım daha ileri gidelim.
 
            Performans ve kariyer sistemini geliştirin birkaç yıl içerisinde. Sistem otursun.
 
            Veli ve öğretmen anketleri etkin hale gelsin (en başarılı öğrencilerin velileri gibi.500 öğrenci varsa en iyi 250 öğrenci velisi…) Nasıl ama. Hangi baba çocuğunun aleyhine kıyak yapar birine… Sınav + ek 2 + anket …
 
            Tabi niyet üzüm yemekse.
 
 
 
            (Unutmadan...Rotasyonda beş yıl az.En azından beş yıl sorası veli menmuniyet anketi türü bir uygulama olmalı. Performans etken olmayınca değişen birşey olmuyor. Dahası çalışmayan arada idare ediyor.)
 
           
 
            Sonsöz
 
            Unutmayalım tarih affetmez.''
 
 
 
            Dr. Serkan GÜLER
 
 
***
 
 
 
Özürlüler Mağdur Ediliyor!
 
''Sayın Güçlü;
 
Aile ve Sosyal Politikilar Bakanlığı ve Devlet Personel Başkanlığının birlikte planladıkları ÖMSS ve yerleştirmeleri sizlerin de bildiğiniz üzere tam bir çıkmaza süreklenmiş olup biz özürlü vatandaşları bu süreç çok yıpratmıştır. Bu iki bakanımızın Ömss yerleştirmeleri hakkında tutarsız açıklamaları ve hala da gerektiği gibi bir süreç yürütemedikleri gün gibi ortadadır. Başbakan bu konun takipçisi olacağını bildirmişti ancak bizim bu kanayan yaramız dinmemektedir. Her gün acılarımız daha da artmıştır. Kamuda 20.000 bulan özürlü eleman eksiğine rağmen 5.423 eleman alınacağına dair açıklamalar vardır. İlk açıklamalar bütün boş kadrolarının doldurulacağına dairdi şimdi ise 5.423 diyerekden bekletiliyoruz. Bir okadarda tutarsız açıklamalar ve bir okadar yalnışlarla dolu bir süreç geçirmekteyiz. Tüm özürlüler tabire caizse perişan hallerdeyiz.
 
Sayın yetkililer ne olur bu konuda bizlere yardımcı olun. Eğer Ömss inceleme fırsatsınız olursa sizlerde göreceksiniz nasıl tutarsızlıklar olduğunu biz özürlülerin nasıl mağdur edildiklerinin ve çıkmaza sürüklendiğimizin şahidi olacaksınız. Lütfen bu konuyu gündeminize getirin. Birlik olmamızı sağlayın.
 
Şimdiden yardımlarınız için teşekkür ederiz. 
 
Takipçiniz ve destekçiniz olacağız tüm özürlüler.''
 
Saygılarımla.
Tuğçe Yaman
 



Bu site bir BMS PROJE iştirakıdır.