MEB Öğretmenlerin DNA’larını bozuyor
'07.05.2013'
haber detay

 

MEB Öğretmenlerin DNA’larını bozuyor
 
Bakanlığın, haftaya il içi yer değiştirme takvimi ve kılavuzu açıklaması gerekiyor fakat her şey flu... Okulların dönüşümü tamamlanmamış ki norm belirlensin, norm belli değil ki il içi yer değiştirme başlasın, il içi yer değiştirme başlamıyor ki il dışına geçilsin. 
 
 
 Özellikle Ö.D ile başlayıp N.A. ile devam eden süreçte öğretmenlerin DNA’sı bozulmaktadır. Ö.D.’nin öğretmenlerin çalışma saatinden özür grubu atamalarına kadar bir çok konudaki yanlış yaklaşımları, 4+4+4 ile oluşan norm kadro fazlalıkları, branş değişikliği, memura alma yöntemleri derken aylarca savrulan öğretmenlerin DNA’sı bozulmasın da ne olsun?
Onun devamı olan ve başlangıçta umut bağlanan N.A. ise hiçbir şey yapmayarak bu süreci destekliyor. 4+4+4 sisteminin meclisten geçmesinin bir numaralı aktörü olan N.A. bu sürecin mükafatı olarak bakanlık koltuğuna otursa da göreve geldiği günden beri olumsuz bir adım (yönetici atama yönetmeliği) atmış, olumlu adıma ise maalesef rastlanamamıştır.
Zaman hızla ilerliyor. Bakanlık yerinde sayıyor. Bakın haftaya il içi yer değiştirme" class="klink">il içi yer değiştirme takvimi ve kılavuzu açıklanacak (pardon açıklanmak zorunda) fakat her şey flu... Koltuk sahipleri de at gözlüklerini takmışlar sadece izliyorlar. Gözlük camı da koyu olunca hiçbir şey görmüyorlar. Bir tanesi de kımıldayıp bir şey demiyor.
Okulların dönüşümü tamamlanmamış ki norm belirlensin, norm belli değil ki il içi yer değiştirme" class="klink">il içi yer değiştirme başlasın, il içi yer değiştirme" class="klink">il içi yer değiştirme başlamıyor ki il dışına geçilsin.
Her şey birbirine bağlı bakanlık ise Of’lu misali direkt Allaha bağlı. Her şeyi havale etmişler kendi kendine düzene girmesini bekliyorlar.
Eğer halen ne yapacaklarını bilmiyorlarsa hatırlatalım:
Türkiye Cumhuriyeti Hukuk Devletidir ve hukuk devleti kurallarına göre idare edilir. Sizi o koltuğa atayanlar da hukuka uygun atamışlardı, alırken de aynı kural geçerli. Öğretmen yer değiştirirken de hukuk kuralları geçerli olacağına göre önce kuralı bir düzenlemeniz gerekiyor yani Öğretmen Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğini.
Yönetmelikte dönüşen okullardaki öğretmenlerin yanı sıra, doğuda adeta mahsur kalan yıllardır yer değiştiremeyen ve özellikle 4+4+4 sisteminiz ile diğer tasarruflarınız gereği buralarda çakılı kalan doğudaki öğretmenlerimize çözüm bulmalısınız.
Bu yönetmeliği yaparken 2010 yılında KPSS sınavının Aralık ayında yapıldığını ve bunun sorumlusunun o dönemde atanan öğretmenler olmadığını hatırlamalısınız.
Bu da yetmez Anadolu Liseleri ile Fen ve Sosyal Bilimler Liselerine öğretmen atama ile ilgili yolunuzu çizmeli ve yönetmeliğe yansıtmalısınız.
Yönetmelik değişikliği yapılırken de okulların dönüşümünü siyasete, sendikalara, müdürlere göre değil akla, nizama, hukuka uygun olarak tamamlamalısınız.
Yapamıyorsa bürokratlarınız emin olun size yardıma hazır paydaşları bulur ve sonuca ulaşırsınız.
Öğretmenlerin DNA’ları bozuluyor ve bu hiç hayra alamet değil. Hafta sonu bir sınava girdim. Bir ilköğretim okulunda (yeni hali belli değil). Tüm öğretmenler siz ne oldunuz (İlkokul mu? Ortaokul mu?) siz ne olacaksınız (o okula mı aktarılacaksınız yoksa norm fazlası mı?) diye birbirine soruyor.
Daha ne olsun? Hiçbir dönem öğretmenlerin bu denli önlerini göremeyen bir yapıyla karşılaştıkları görülmemişti. Yarınından şüphe eden öğretmenin DNA’sının bozulmasından öteye ne olabilir ki?
Son 11 yılda Erkan MUMCU geçici başbakanın geçici Milli Eğitim Bakanıydı, Hüseyin ÇELİK kalıcı bakan olarak geldi ve neredeyse rekor düzeyde kalarak hükümetin taleplerini bir bir icraata döktü... Kadrolaşmadan, hukuku dolanmaya kadar çok durumla karşılaştık. Sonra Nimet ÇUBUKÇU (BAŞ) geldi Hüseyin ÇELİK’in otomatik pilotlarıyla süreci yönetti. Ardından düzen gelir, sistem gelir denilerek Ömer DİNÇER geldi. O da yanlış yaptı, müdüründen, bürokratına, öğretmenden öğrencisine herkesi karşısına aldı ve gitti. Son olarak tonton olarak lanse edilen Nabi AVCI. Aylar oldu ses yok. Bırakın icraatı laf bile yok.
Bu işin böyle gitmeyeceği açık. Bu bakanlıktan kimler geldi kimler geçti… Hamdullah Suphi’nin Mustafa Necati’nin, Hasan Ali YÜCEL’in oturduğu o koltuk cüsse ile de, kıdem ile de dolmaz. O koltuk bilgi ile, öğretmen ile, bürokrat ile, öğrenci ile, veli ile yani parçaların bütünleşmesiyle dolar. Aksi halde yetiştirilmek üstenen gül kısa sürede solar. Tıpkı ilk gelişte empoze edilen sevimli imajlar gibi…
Saygılarımla…
 
Maksut BALMUK
Eğitim Yöneticisi
 
memurlarnet
 



Bu site bir BMS PROJE iştirakıdır.